<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Enstitüler</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/1309" rel="alternate"/>
<subtitle>Institutes</subtitle>
<id>http://hdl.handle.net/11446/1309</id>
<updated>2026-04-18T09:10:01Z</updated>
<dc:date>2026-04-18T09:10:01Z</dc:date>
<entry>
<title>Eşi yurt dışında çalışan hataylı kadınların evlilik doyumu, psikolojik iyi oluş ve tükenmişlik durumlarının incelenmesi</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/5415" rel="alternate"/>
<author>
<name>Elmas, Işıl</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11446/5415</id>
<updated>2025-10-06T06:27:09Z</updated>
<published>2019-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Eşi yurt dışında çalışan hataylı kadınların evlilik doyumu, psikolojik iyi oluş ve tükenmişlik durumlarının incelenmesi
Elmas, Işıl
Bu çalışmada "Eşi Yurt Dışında Çalışan Hataylı Kadınların Evlilik Doyumu, Psikolojik İyi Oluş ve Tükenmişlik Durumları" araştırılmıştır. Bu amaçla Hatay ilinde yaşayan ve eşi yurt dışında çalışan, araştırmaya gönüllü katılan 222 kadın bireyden oluşan örneklem grubuyla çalışılmıştır. Bu kadınların eğitim durumu ilkokul ile üniversite arasında değişiklik göstermektedir. Düşük, orta ve yüksek ekonomik düzeye sahip kadınların çocuk sayıları da 1,2,3,4 ve üzeri olmak üzere farklılık göstermektedir. Evlilik doyumunu ölçmek üzere "Evlilik Doyumu Ölçeği", Psikolojik iyi oluşu ölçmek üzere "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği", tükenmişlik durumunu ölçmek üzere "Eş Tükenmişlik Ölçeği Kısa Formu" ve bir de Kişisel Bilgi Formu örneklem grubuna birebir uygulanmıştır. Analizler SPSS 23 (Statistical Package fort the Social Sciences) paket programı ile yapılmıştır. Kullanılan ölçeklerden elde edilen veri setinin güvenilirliği için "Cronbach's Alfa" ve "KR 20" katsayısı kullanılmıştır. Normal dağılım varsayımını gerçekleştirmeyen değişkenlerde ikiden fazla grup karşılaştırmalarında ise "Kruskall Wallis H" testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; Çocuklarla Doyumsuzluk düzeyinin eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği, ev dışındaki aktiviteleri sürdürebilme düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği, İletişimde Duygulanım, İletişimde Problem Çözme ve Cinsel Doyumsuzluk düzeylerinin ekonomik düzeye göre istatistiksel farklılık gösterdiği, Rol Uyumu ve Çocuklarda Doyumsuzluk düzeylerinin çocuk sayısına göre istatistiksel farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.; In this research, Marriage Satisfaction, Psychological Well-Being and Burnout Conditions of Wife Working Abroad were investigated. For this purpose, 222 female individuals living in the province of Hatay and their husbands working abroad, volunteer participants were studied with a sample group. These women are illiterate, elementary, middle, high school and university graduates. The number of children of women with low, medium and high economic levels varies and the number of childrens by numbering them into 1,2,3,4 and above options. The Marriage Satisfaction Scale" was used to measure marital satisfaction and"Psychological Well-being. The "Short Burnout Scale Short Form"and Personal Information Form were distribute to the sample group. The analysis is done by SPSS 23 package program. In the study, the normal distribution test of continuous variables was carried out with the Kolmogorov-Smirnov test. "Cronbach"s Alfa en KR 20 en coefficients were used for the reliability of the data set obtained from the scales used. The group "Kruskall Wallis H" test was used for more than two groups in the variables that did not realize the normal distribution assumption. As a result of the analysis; It was found that there was a statistically significant difference according to education level of children with the level of insecurity and sustainability of activities outside the house showed a statistically significant difference; It was found that there was a statistical difference.
</summary>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Bir şehir hastanesi cerrahi kliniklerinde çalışan hemşirelerin hasta güvenliği kültürü ile bakım rolü oryantasyonlarının değerlendirilmesi</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/5412" rel="alternate"/>
<author>
<name>Cebeci, Zahide</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11446/5412</id>
<updated>2025-10-06T06:27:08Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Bir şehir hastanesi cerrahi kliniklerinde çalışan hemşirelerin hasta güvenliği kültürü ile bakım rolü oryantasyonlarının değerlendirilmesi
Cebeci, Zahide
Amaç: Bu araştırma bir şehir hastanesi cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin, hasta güvenliği kültürü ile bakım rolü oryantasyonlarının değerlendirilmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Kişisel bilgi formu, hasta güvenliği kültürü ölçeği ve bakım rolü oryantasyonları ölçeği kullanılarak tanımlayıcı ve ilişki arayıcı araştırma olarak 12 Şubat – 21 Şubat 2024 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi'nde cerrahi kliniklerde çalışan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 119 hemşire oluşturmuştur. Araştırmada veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "Hasta Güvenliği Kültürü Ölçeği (HGKÖ)" ve "Hemşirelik Bakım Rolü Oryantasyonu Ölçeği (HBROÖ)" formları aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerden onam alındıktan sonra veri toplama formlarını doldurmaları istenmiş ve doldurulan formlar tek tek toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 15.0 for Windows programı kullanılmıştır. Araştırmanın uygulanabilmesi için etik kuruldan ve uygulamanın yapıldığı kurumdan yazılı izin alınmış alınmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre, araştırmaya katılan hemşirelerin; %82,4'ünün kadın olduğu, %66,4'ünün 18-29 yaş aralığında olduğu, %52,9'unun 1-5 yıldır görev yaptığını, %84'ünün Lisans mezunu olduğunu, %27,7'sinin Genel Cerrahi kliniğinde çalıştığını, %76,5'inin 15 ve üzerinde hasta baktığını, %87,4'ünün Hasta güvenliği konusunda eğitim aldığı belirlendi. HGK ölçeği Cronbach Alfa değeri 0.967 olarak bulundu. Ölçeğin iç tutarlığının yüksek düzeyde güvenilir olduğu bulundu. HBROÖ Cronbach Alfa değeri 0,697 bulundu. Ölçeğin iç tutarlılığının oldukça güvenilir düzeyde olduğu bulundu. HGKÖ'nün, HBROÖ ile arasında negatif yönde ve çok zayıf düzeyde bir ilişki olduğu, "Otonomi" alt boyutu arasında ise negatif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki olduğu bulundu (p&lt;0,05). Yaş gruplarına göre HGKÖ alt boyutlarından "Yönetim ve liderlik" 30-39 yaş grubunda 18-29 yaş grubuna göre, "Beklenmedik olay" ise 40-49 yaş grubunda 18-29 yaş grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek olduğu görüldü (p&lt;0,05). Görev süresine göre, HGKÖ' nün "Yönetim ve liderlik" ve "Beklenmedik olay" puanı 10 yıl ve üzeri olanlarda 1-5 yıl olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek olarak bulundu (p&lt;0,05). Hasta güvenliği eğitimi alma durumlarına göre HGKÖ ve alt boyutlarından "Yönetim ve liderlik", "Çalışanların eğitimi", "Beklenmedik olay" ve "Bakım ortamı" puanları eğitim almayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek olduğu bulundu (p&lt;0,05). Çalışılan birime göre HGKÖ toplam puanı ve "yönetim ve liderlik", "çalışanların eğitimi", ile "çalışan davranışı" alt boyutları arasında ve HBROÖ'nün alt boyutlarından "otonomi" arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu (p&lt;0.05). HGKÖ alt boyutlarından "Yönetim ve liderlik" in, yaş ve görev süresi ile zayıf düzeyde, pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı, "Beklenmedik olay" alt boyutunun yaş ile arasında zayıf düzeyde, pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu bulundu (p&lt;0,05). Sonuç: Araştırma sonuçları, hastanede güvenlik kültürünün kurulmuş olduğunu, hasta bakım rolü oryantasyonunun ise orta düzeyde olduğunu göstermektedir. HGKÖ ile HBROÖ arasında negatif yönde ve çok zayıf bir ilişki tespit edilmiştir.; Objective: This study was planned to evaluate the patient safety culture and care role orientations of nurses working in surgical clinics of a city hospital. Materials and Methods: This descriptive and correlational study was conducted between 12 February - 21 February 2024 using a personal information form, patient safety culture scale and care role orientations scale. The sample of the study consisted of 119 nurses working in surgical clinics at Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu City Hospital who agreed to participate in the study. The data were collected through 'Personal Information Form', 'Patient Safety Culture Scale (PSCS)' and 'Nursing Care Role Orientation Scale (NCROS)' forms. After obtaining consent from the nurses participating in the study, they were asked to fill in the data collection forms and the completed forms were collected one by one. SPSS 15.0 for Windows software was used to analyse the data obtained from the study. Written permission was obtained from the ethics committee and the institution where the study was conducted. Results: According to the results of the study, it was determined that 82.4% of the nurses participating in the study were female, 66.4% were between the ages of 18-29, 52.9% had been working for 1-5 years, 84% had a bachelor's degree, 27.7% worked in the General Surgery clinic, 76.5% cared for 15 or more patients, and 87.4% received training on patient safety. The Cronbach's alpha value of the HSC scale was found to be 0.967. The internal consistency of the scale was found to be highly reliable. The Cronbach's alpha value of the HPSRS was found to be 0.697. The internal consistency of the scale was found to be highly reliable. It was found that there was a negative and very weak correlation between HGKÖ and HBROÖ, and there was a negative and weak correlation between the 'Autonomy' sub-dimension (p&lt;0.05). According to age groups, 'Management and leadership' sub-dimension of HGKÖ was statistically significantly higher in the 30-39 age group than in the 18-29 age group, and 'Unexpected event' was statistically significantly higher in the 40-49 age group than in the 18-29 age group (p&lt;0.05). According to the length of service, the 'Management and leadership' and 'Unexpected event' scores of the HOSQ were found to be statistically significantly higher in those with 10 years and above than in those with 1-5 years (p&lt;0.05). According to the status of receiving patient safety training, it was found that the scores of 'Management and leadership', 'Training of employees', 'Unexpected event' and 'Care environment' from the HGKÖ and its sub-dimensions were statistically significantly higher than those who did not receive training (p&lt;0.05). A statistically significant difference was found between the total score and the sub-dimensions of 'management and leadership', 'training of employees', 'employee behaviour' and 'autonomy', one of the sub-dimensions of HOSRS, according to the unit of employment (p&lt;0.05). It was found that 'management and leadership', one of the sub-dimensions of HGKÖ, had a weak, positive and statistically significant relationship with age and tenure, and 'unexpected event' sub-dimension had a weak, positive and statistically significant relationship with age (p&lt;0.05). Conclusion: The results of the study show that safety culture is established in the hospital and patient care role orientation is at a moderate level. A negative and very weak correlation was found between HGKÖ and HBROÖ.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Hemşirelerin sosyal medya kullanımları ve iş performanslarının değerlendirilmesi</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/5409" rel="alternate"/>
<author>
<name>Saydam Dibekoğlu, Elif</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11446/5409</id>
<updated>2025-10-06T06:27:08Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Hemşirelerin sosyal medya kullanımları ve iş performanslarının değerlendirilmesi
Saydam Dibekoğlu, Elif
Günümüzde dijitalleşmenin hızla artmasıyla birlikte sosyal medya platformları, hem kişisel hem de profesyonel yaşamda önemli bir araç haline gelmiştir. Sağlık sektöründe çalışan hemşirelerde bu dijital dönüşümden etkilenmiş, sosyal medyayı çeşitli amaçlarla kullanmaya başlamıştır. Hemşireler bu platformları mesleki bilgi paylaşımı, eğitim, iletişim ve sosyal destek sağlama gibi çeşitli amaçlarla kullanmaktadır. Sosyal medyanın, hemşirelerin iş performansı üzerindeki etkisi ise hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle tartışılmaktadır. Bu tezde, hemşirelerin sosyal medya kullanım alışkanlıkları ile iş performansları incelenmiş, bu kullanımın iş verimliliği ve mesleki performansa olan etkileri değerlendirilmiştir. Bu çalışma İstanbul'da faaliyet gösteren bir hastaneler grubunda çalışan hemşirelerin sosyal medya kullanım durumlarını ve iş performanslarını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.; With the rapid increase in digitalization today, social media platforms have become significant tools in both personal and professional life. Nurses working in the healthcare sector have also been influenced by this digital transformation and have started using social media for various purposes. Nurses utilize these platforms for professional knowledge sharing, education, communication, and providing social support. The impact of social media on nurses job performance is discussed in both positive and negative aspects. This thesis examines the social media usage habits of nurses and evaluates the effects of this usage on work efficiency and professional performance. This study was conducted to evaluate the social media usage and job performance of nurses working in a hospital group operating in Istanbul.
03.03.2026 tarihine kadar kullanımı yazar tarafından kısıtlanmıştır.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Obezite nedeniyle liraglutid başlanmış olan hastaların tek merkezli tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/5410" rel="alternate"/>
<author>
<name>Özçilsal, Mustafa Emre</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11446/5410</id>
<updated>2025-10-06T06:27:08Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Obezite nedeniyle liraglutid başlanmış olan hastaların tek merkezli tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi
Özçilsal, Mustafa Emre
Giriş ve amaç: Obezite günümüzde hem bireysel hem de toplumsal sağlık üzerinde ciddi etkileri olan, ilerleyici bir kronik hastalık olarak tanımlanmaktadır. Obezite yükündeki artış, başta diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve metabolik hastalıklar olmak üzere birçok morbidite ve mortalite sebebine zemin hazırlamaktadır. Bu süreçte, yaşam tarzı değişikliklerinin yanı sıra farmakolojik tedavi seçeneklerinin kullanımı da önem kazanmıştır. GLP-1 RA olan liraglutid, sağladığı kilo kaybı ve metabolik parametreler üzerindeki olumlu etkileri sayesinde obezite tedavisinde etkili bir ajan olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, liraglutid tedavisi başlanan obez bireylerde kilo kaybının, vücut kompozisyonundaki değişimlerin, metabolik parametrelerdeki düzelmelerin ve tedaviye bağlı gelişen yan etkilerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: 2021–2024 yılları arasında İstanbul Florence Nightingale Hastanesi'nde liraglutid tedavisine başlanan ve 6. hafta ve 12. hafta değerlendirmeleri olan 84 hastanın verileri retrospektif olarak analiz edilmiştir. Liraglutid tedavisi belirlenen protokole uygun şekilde başlanmıştır. Doz, kademeli olarak artırılarak günlük 3 mg'lık hedef doza ulaşılmıştır. Tedavi başlangıcında, 6. haftada ve 12. haftada vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, yağ oranı ve kas kütlesi ölçümleri yapılmıştır. Biyokimyasal parametreler (açlık glukozu, HbA1c, insülin, amilaz ve lipaz düzeyleri) ise tedavi başlangıcında ve 12. haftada ölçülmüştür. Tüm parametreler ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. %5'ten fazla kilo kaybı olanlar ile olmayanları ayırt etme gücünü belirlemek amacıyla ROC analizi uygulanmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. Verilerin dağılımına göre ANOVA veya Friedman testi kullanılmış ve post-hoc analizler yapılmıştır. Nicel değişkenlerin karşılaştırılmasında Wilcoxon testi ile Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Nitel değişkenler için ki-kare testi uygulanmıştır. p&lt;0.001 istatiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Tedavisi sonlandırmadan takip edilen 78 hastanın 12 haftalık takibi sonunda vücut ağırlığında ortalama 104,1 kg'dan 96,3 kg'a düşme saptanmıştır (p&lt;0.001). Bu azalmaya paralel olarak ortalama vücut yağ oranı %40,8'den %38,9'a ve kas kütlesi ise 53,6 kg'dan 50,8 kg'a düşüş saptanmıştır (p&lt;0.001). Yapılan ROC analizinde 6. haftada %2,09 kilo kaybı gösteren hastaların, 12 hafta sonunda %5 ve üzeri kilo kaybetme olasılığı güçlü saptanmıştır (AUC:0.868). Hastaların ortanca glikoz düzeyi 97,5 mg/dL'den 90 mg/dL'ye; ortanca HbA1c ise sırasıyla %5,6'dan %5,4 anlamlı azalmalar görülmüştür (p&lt;0.001). İnsülin değişiminde ise 13,3 μIU/mL'den 14,05 μIU/mL'ye yükselme olduğu saptanmıştır (p=0.018). Diğer bir takip parametresi amilaz ve lipazda ise; ortanca amilaz 52,5 U/L'den 58 U/L'e ve ortanca lipaz 27,5 U/L'den 36 U/L'a yükselmiştir (p&lt;0.001). Benzer şekilde prediyabet ve tip 2 diyabet tanılı alt gruplarda da belirgin şekilde glisemik iyileşme olmuştur. Yan etki profiline bakıldığında, bulantı, kusma, ishal ve kabızlık gibi gastrointestinal yakınmaların ön planda olduğu görülmüştür. Ciddi yan etkiler sebebiyle dört hastada tedavi sonlandırılmıştır. Bunlar arasında üç hastada akut pankreatit (%3,5), bir hastada (%1,2) karaciğer enzim yüksekliği saptanmıştır. Tüm nedenler dikkate alındığında hastaların %9,5'u tedaviye devam edememiştir. Sonuç: Bu çalışma, liraglutid tedavisinin obez bireylerde kısa dönemde anlamlı kilo kaybı sağladığını ve glisemik parametrelerde kayda değer iyileşmeler oluşturduğunu göstermiştir. Özellikle yapılan ROC analizi ile 6. hafta kilo verme oranının, tedavi başarısını ön görebilmek ve tedavi devamlılığı için karar verme aracı olarak kullanılabileceği gösterilmiştir. Tedavi genel olarak iyi tolere edilmiş; yan etkiler çoğunlukla hafif ve yönetilebilir düzeyde kalmıştır. Literatürde bildirilenden daha yüksek oranda akut pankreatit vakası saptanmıştır. Bu durum, ilaç güvenliği açısından dikkatli olunması gerektiğine işaret etmektedir. Elde edilen veriler, liraglutidin obezite tedavisinde etkili bir seçenek olduğunu desteklemektedir.; Introduction and Aim: Obesity is currently defined as a progressive chronic disease with serious consequences for both individual and public health. The increasing burden of obesity underlies numerous causes of morbidity and mortality, particularly diabetes, cardiovascular diseases, and metabolic disorders. In this context, in addition to lifestyle modifications, pharmacological treatment options have gained importance. Liraglutide, a GLP-1 receptor agonist, has emerged as an effective agent in obesity treatment due to its ability to induce weight loss and its beneficial effects on metabolic parameters. This study aimed to evaluate weight loss, changes in body composition, improvements in metabolic parameters, and adverse effects associated with liraglutide treatment in obese individuals. Methods: This retrospective study evaluated data from 84 patients who began liraglutide therapy and were regularly monitored at Istanbul Florence Nightingale Hospital between 2021 and 2024. Treatment was initiated according to a standardized protocol and gradually titrated to a target dose of 3 mg per day. Body weight, body mass index (BMI), fat percentage, and muscle mass were measured at baseline, week 6, and week 12. Biochemical markers— including fasting glucose, HbA1c, insulin, amylase, and lipase—were assessed at the start of treatment and at week 12. All variables were analyzed in detail. To determine the ability to distinguish between patients who achieved more than 5% weight loss and those who did not, a receiver operating characteristic (ROC) analysis was performed. The normality of data distribution was assessed using the Shapiro-Wilk test. Depending on the distribution, either ANOVA or the Friedman test was applied, followed by post-hoc analyses. Quantitative variables were compared using the Wilcoxon signed-rank test or the Mann-Whitney U test, while categorical variables were analyzed with the chi-square test. A p-value of less than 0.001 was considered statistically significant. Results: At the end of the 12-week follow-up, among the 78 patients who completed the treatment, a significant reduction in body weight was observed—from a mean of 104.1 kg to 96.3 kg (p&lt;0.001). In parallel, the mean body fat percentage decreased from 40.8% to 38.9%, and mean muscle mass declined from 53.6 kg to 50.8 kg (p&lt;0.001 for both). ROC analysis revealed that patients who had lost at least 2.09% of their baseline body weight by week 6 were highly likely to achieve ≥5% weight loss by week 12 (AUC: 0.868). Median fasting glucose levels decreased significantly from 97.5 mg/dL to 90 mg/dL, and median HbA1c levels dropped from 5.6% to 5.4% (p&lt;0.001). Conversely, a slight but statistically significant increase in insulin levels was noted, from 13.3 μIU/mL to 14.05 μIU/mL (p=0.018). Amylase and lipase levels also showed increases: median amylase rose from 52.5 U/L to 58 U/L, and median lipase from 27.5 U/L to 36 U/L (p&lt;0.001 for both). Patients with prediabetes and type 2 diabetes also showed marked improvements in glycemic parameters. Regarding the side effect profile, the most commonly reported adverse events were gastrointestinal symptoms such as nausea, vomiting, diarrhea, and constipation. Treatment was discontinued in four patients due to serious adverse effects: three developed acute pancreatitis (3.5%), and one had elevated liver enzymes (1.2%). Overall, 9.5% of patients were unable to continue the treatment for various reasons. Conclusion: This study demonstrated that liraglutide therapy leads to significant short- term weight loss and notable improvements in glycemic parameters in individuals with obesity. Notably, the ROC analysis indicated that the percentage of weight loss at week 6 could serve as a useful predictor of treatment success and may help guide decisions regarding treatment continuation. Overall, the therapy was well tolerated, with most adverse effects being mild and manageable. However, the incidence of acute pancreatitis observed in this cohort was higher than reported in the literature, highlighting the need for careful monitoring regarding drug safety. These findings support liraglutide as an effective treatment option for obesity.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
