<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Göz Hastalıkları Anabilim Dalı</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/60" rel="alternate"/>
<subtitle>Göz Hastalıkları Anabilim Dalına ait koleksiyonları içerir.</subtitle>
<id>http://hdl.handle.net/11446/60</id>
<updated>2026-04-18T09:07:56Z</updated>
<dc:date>2026-04-18T09:07:56Z</dc:date>
<entry>
<title>Spina bifidali olgularda bilgisayarli tomografi bulgulari ile oküler bulgularin ilişkilendirilmesi</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/1242" rel="alternate"/>
<author>
<name>Temizsoylu, Onur</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11446/1242</id>
<updated>2020-11-15T12:40:28Z</updated>
<published>2017-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Spina bifidali olgularda bilgisayarli tomografi bulgulari ile oküler bulgularin ilişkilendirilmesi
Temizsoylu, Onur
Giriş : Spina bifida ülkemizde ve dünyada en sık görülen konjenital malformasyonlardan biridir. Gelişen tanı ve tedavi yöntemlerine rağmen spina bifidalı hastalarda göz bulguları günümüzde oldukça sık görülmektedir.  Çalışmamızda spina bifidaya hidrosefalinin eşlik edip etmemesinin ve hidrosefali derecesinin göz bulguları ile ilişkisi olup olmadığını araştırmayı amaçladık.&#13;
Gereç Ve Yöntem: Çalışmamıza İstanbul Bilim Üniversitesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı’na başvuran, daha önce bilgisayarlı tomografi bölüntüleri bulunan 37 hasta dahil edildi. Bu hastaların en son çekilen BT görüntüleri üzerinden ölçülen, indirekt yolla hidrosefali derecesini gösteren, Evans Oranı (EO) ölçümleri ve daha önceki göz muayenesi bulguları reprospektif olarak incelendi. Göz muayene bulgularından; refraksiyon kusuru, şaşılık ve optik disk bulguları çalışma için kullanıldı. Evans oranlarına göre 3 gruba ayrılan (EO ≤0.3, 0.3-0.5, ≥0.5) hastaların göz bulguları karşılaştırıldı. Ayrıca yaşlarına göre (yaş ≤1, 1-3, ≥3) 3 gruba ayrılan hastaların evans oranları ve refraksiyon kusurları karşılaştırıldı.&#13;
Bulgular : Hastaların göz bulgularının evans oranına göre değişmediği ve yaş ile evans oranında bir ilişki bulunmadığı tespit edildi. Ancak hastaların yaşı arttıkça refraksiyon kusurlarının arttığı gösterildi. &#13;
Sonuç :Çalışma sonuçlarımıza göre spina bifidalı hastalarda hidrosefali derecesinin göz bulgularına etki etmediği ancak bu hasta grubunda emetropizasyon sürecinin bozulabileceği düşünüldü.; Introduction: Spina bifida is one of the most common congenital malformations in our country and in the world. Despite the developing diagnostic and therapeutic methods, ocular findings in spina bifida patients are quite common today. We aimed to investigate the spina bifida with or without hydrocephalus relation to ocular findings.&#13;
Materials and Methods: We included 37 patients who were previously referred to Istanbul Eye University Department of Ophthalmology and who had computed tomography scans. Previous ophthalmologic findings and Evans ratio (EO), which measures indirectly grade of hydrocephalus, measured on recent CT images of these patients were investigated reprospectively. From the eye examination findings; Refractive errors, strabismus and optic disc findings were used for the study. Patients were divided into three groups according to the Evans ratio (EO ≤0.3, 0.3-0.5, ≥0.5) and compared ocular findings of these groups. In addition, patients divided into 3 groups according to their age (age ≤1, 1-3, ≥3), the rates of evans and refraction defects were compared.&#13;
Results: It was determined that the eye findings of the patients did not change according to the rate of evans and there was no relation between age and evans ratio. However, refraction errors was seen more frequently as patient age increased.&#13;
Discussion : According to our study results, it was thought that the degree of hydrocephalus did not affect the ocular findings in patients with spina bifida. But the emmetropization could be deteriorated in spina bifida.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi.
</summary>
<dc:date>2017-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu olgularında kan IL-10, IL-12, IL-17, IL-27 seviyeleri</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/1241" rel="alternate"/>
<author>
<name>Yalçın, Nazlı Gül</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11446/1241</id>
<updated>2020-11-15T12:40:39Z</updated>
<published>2016-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu olgularında kan IL-10, IL-12, IL-17, IL-27 seviyeleri
Yalçın, Nazlı Gül
Giriş ve Amaç:. Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD) dünya çapında ileri yaş bireylerde geri dönüşsüz körlüğün en önemli sebebidir. İnflamasyon, bir çok faktörle birlikte YBMD patogenezinde önemli rol oynamaktadır. Çalışmamızın amacı; YBMD hastalarında kan IL-10, IL-12, IL-17 ve IL-27 seviyelerinin tespit edilmesi ve YBMD patogenezindeki rolünün değerlendirilmesidir.&#13;
Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı ve hasta onamları alınan 50 yaş üstünde, 79 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar kuru tip YBMD, yaş tip YBMD ve kontrol olarak 3 farklı gruba ayrıldı. Hastalardan periferal kan örnekleri alınarak IL-10, IL-12, IL-17 ve IL-27 düzeyleri ölçüldü.&#13;
Sonuçlar: Yirmi dokuz hasta yaş tip YBMD, 27 hasta kuru tip YBMD ve 23 hasta kontrol grubunu oluşturmuştur. Kontrol grubu ile yaş tip YBMD ve kuru tip YBMD hastalarında serum IL-10, IL-12, IL-17 ve IL-27 düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır.&#13;
Tartışma: YBMD’nin her iki tipinde serum IL seviyeleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak artmamaktadır. Bu sonuçların YBMD multifaktöriyel bir hastalık olduğu için etyolojisinde sadece inflamasyon değil birçok faktörün sorumlu tutulması ile açıklanabileceğini düşünmekteyiz.; Introduction and Aim: Age related macular degeneration (AMD) is the main reason  behind irreversible blindness in elderly all around the world. Inflammation, along with many other factors, plays an important role in the pathogenesis of AMD. The aim  of this study is to detect IL-10, IL-12, IL-17 ve IL-27 serum levels of in AMD patients and to assess their role in AMD pathogenesis.&#13;
Methods: Seventy nine patients over 50  years of age, whose written consents and ethics committee approvals had been taken were included in the study. Patients were put into three groups as dry AMD, wet AMD and controls. peripheral blood samples were taken from the patients and the IL-10, IL-12, IL-17 and IL-27 levels were detected. &#13;
Results: Twenty nine patients who suffer from wet type AMD, 27 patients with dry type AMD and 23 patients as the control group were included in the study. No statiscally significant difference was found between the serum IL-10, IL-12, IL-17 and IL- 27 levels of the the control group and the wet type AMD and dry type AMD patients.&#13;
Discussion: Serum IL levels have not increased significantly in both types of AMD compared to the control group. Therefore, we think that as AMD is a multifactorial disease, it can be explained not just by inflammation but by holding many factors responsible in terms of its etiology.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi.
</summary>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu ile serum düşük dansiteli lipoprotein alt grupları ilişkisi</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/253" rel="alternate"/>
<author>
<name>Kükner, Amber Şenel</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11446/253</id>
<updated>2020-11-15T12:37:35Z</updated>
<published>2014-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu ile serum düşük dansiteli lipoprotein alt grupları ilişkisi
Kükner, Amber Şenel
Giriş ve Amaç: Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD) ateroskleroz ile total ve düşük dansiteli lipoprotien (LDL) kolesterol yüksekliği gibi risk faktörleri paylaşmaktadır. LDL, elektroforez ile alt gruplara ayrılmaktadır. Bunlardan küçük dens LDL tiplerine B paterni adı verilmiştir. Tez çalışmamızda ateroskleroz patolojisinde önemli bir yeri olan bu paternin YBMD hastalarında görülüp görülmediği araştırılmıştır. &#13;
Gereç ve Yöntem: TC İstanbul Bilim Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda YBMD tanısı konan ve sağlıklı kontrol olan 84 hasta ile çalışıldı. Hastalardan alınan kan örneklerinden total ve LDL kolesterol seviyeleri ve Lipoprint System poliakrilamid elektroforez kullanılarak LDL alt grubu profili çalışılmıştır. &#13;
Bulgular: Yirmialtı hasta nonneovasküler YBMD, 37 hasta neovasküler YBMD, 21 hasta kontrol grubunu oluşturmuştur. Hastaların %67’si kadın, %33’ü erkektir. Katılımcıların ortalama yaşları 72,1±9,6’dır. Gruplar yaş ve cinsiyet açısından uyumludur. Katılımcıların total kolesterol seviyelerinin ortalaması 223,5±52,3mg/dl, LDL kolesterol seviyelerinin ortalaması 138,6±43,6 mg/dl’dir. Total ve LDL kolesterol bakımından YBMD gruplarının aralarında ve bu gruplarla kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Katılımcıların %84,6’ü A paterne sahiptir, %15,4’ü B paterne sahiptir. LDL kolesterol alt grupları bakımından nonneovasküler YBMD ve neovasküler YBMD gruplarının arasında ve bu gruplarla kontrol grubu arasında istatistiksel anlamlı fark bulunmamamıştır. &#13;
Tartışma: Toplumun yaklaşık %25’inde görülen B tipi LDL kolesterol alt grup paterni tüm hastalarımızda %14,3 oranında görülmüştür. Çalışmamızda kadın katılımcıların %10,7’sinin, erkek katılımcıların % 21,4’ünün B paterne sahip olması literatürle uyumludur. Çalışılan B patern profilinin YBMD hastalarında toplumdan farklı olmadığı sonucuna varıldı. Bu sonuç üzerinde YBMD’nin geniş etyopatolojik yelpazesinin, risk faktörlerinin ve özellikle erkek katılımcı gruplarımızın sayısının istatistik açısından yetersiz olmasının etkisi olduğunu varsaymaktayız. Bu yüzden bulgularımızın fazla olgu sayısı içeren, randomize, karşılaştırmalı çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.; Introduction: Age related macular degeneration (AMD) is the leading cause of legal blindness in the western countries. It shares common risk factors with atherosclerosis such as elevated total and LDL cholesterol. LDL cholesterol can be seperated up to 7 subfractions using electrophoresis. Predominance of small dense LDL subfraction is called type B patern or bad cholesterol phenotype. Our study aimed to investigate if this patern is seen in AMD, as it is an important component in atherosclerosis pathology. &#13;
Methods: Eightyfour patients diagnosed with AMD and healthy controls in TC İstanbul Bilim University Department of Ophthalmology. Patients over age 50 who does not smoke, use medication and have a systemic disease and who have diagnosed with bilateral dry, wet AMD and controls were included. Total and LDL cholesterol were analysed and LDL subfraction analysis were made using Lipoprint System (Quantimetrics Corp. Redondo Beach, CA, USA).  &#13;
Results: Dry AMD group included 26, wet AMD group 37 and control group included 21 patients. Sixtyseven percent were female and 33% were male. The mean age was 72,1±9,6. Groups were consistent in age and gender distribution. Mean total cholesterol was 223,5±52,3mg/dl, mean LDL cholesterol was 138,6±43,6 mg/dl. Groups did not differ statistically in total, LDL cholesterol levels. Type A patern was seen in 84,6% and type B patern was seen in 15,4% among participants. The LDL subfraction paterns did not differ statistically among groups. &#13;
Discussion: Type B patern LDL cholesterol subfraction is seen in 25% in population. In our patients its percentage was 14,3%. Our participants had type B patern percentages consistent with literature.  We found that LDL profile did not differ between normal population and AMD patients. We think the broad etiopathological and risk factors spectrum of AMD and the insufficient number of our participants may have affected our results. For this reason we think that our results need to be investigated further with studies having more participants, randomised, comperative prospective studies.
26.07.2017 tarihine kadar kullanımı yazar tarafından kısıtlanmıştır.; İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı
</summary>
<dc:date>2014-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Diabetik retinopatide vitreus VEFF,IL-8 ve TNF-alfa seviyeleri</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11446/206" rel="alternate"/>
<author>
<name>Rasier, Rıfat</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11446/206</id>
<updated>2020-11-15T12:37:56Z</updated>
<published>2010-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Diabetik retinopatide vitreus VEFF,IL-8 ve TNF-alfa seviyeleri
Rasier, Rıfat
Giriş &#13;
ve Amaç: DR (diabetik retinopati) DM (diabetes mellitus) hastalarında sıkça &#13;
rastlanan, görme keskinliğinde ani ve ciddi kayıplara yol açan mikrovasküler bir &#13;
komplikasyondur. Bu tez çalısmasındaki amacımız DR nedeniyle pars plana vitrektomi (PPV) &#13;
geçiren hastaların vitreus örneklerinde VEGF, DL-8 ve TNF-. &#13;
seviyelerini ölçerek bu sonuçları kontrol grubu ile karsılastırıp DR patogenezinde etkilerini ortaya koymaktır. &#13;
Gereç ve Yöntemler: T.C. Dstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda operasyon kararı verilen DR tanısı almış 57 diabetik hastanın 57 gözü ve kontrol grubu olarak da proliferatif vitreoretinopatisi olmayan 22 makula deliği olgusu kontrol grubu kapsamına alınmıstır. Çalısma grubundaki 79 hastaya üç girisli 20 gauge pars plana vitrektomi operasyonu uygulanmıstır. Vitreus örnekleri PPV’nin baslangıcında göz içi infüzyon açılmadan önce vitrektör ile dilüe edilmeden 0.5 cc aspire edilmistir. Örnekler -70 oC deki derin dondurucuya aktarılmıstır. Sonuçlar IL-8, TNF-. ve VEGF için pg/ml cinsinden hesaplandı. &#13;
Bulgular: DR grubundan vitrektomi sırasında elde edilen vitreus örneklerinde VEGF seviyesi (1181,1679 ± 1230,43140 pg/ml [76.65– 6982.29]) kontrol grubundan elde edilen vitreus örneklerindeki VEGF seviyesine (3,8673 ± 5,00354 pg/ml [0,07–16,44] göre anlamlı olarak yüksek bulundu (P&lt;0,001). Aynı sekilde DR grubundan vitrektomi sırasında elde edilen vitreus örneklerinde IL-8 seviyesi (82,7891 ± 74,08700 pg/ml [0,08–307,09]) ve TNF. seviyesi (18,0007 ± 13,90015pg/ml [2,32 –51,11]) kontrol grubundan elde edilen vitreus örneklerindeki IL-8 seviyesine (2,9805 ± 3,77546 pg/ml [0.08–18.53] ve TNF-. seviyesine &#13;
(1,7005 ± 1,26949 pg/ml [0,1–5,17]) göre anlamlı olarak yüksek bulundu (P &lt;0,001). &#13;
Sonuçlar: Sonuç olarak, bulgularımız ısığında inflamatuvar ve anjiyojenik medyatör olan IL-8, ve hücre proliferasyonunda ve hücrelerarası geçirgenlikte düzenleyici medyatör olan VEGF, DR’nin PDR’e ilerleyisi ile iliskilendirilebilir. Geçmiş çalısmalar güçlü bir sekilde TNF-.’nın retinal neovaskülarizasyonda rol oynadığını gösterdiği gibi bu tez çalısmasıda TNF-.’nın yine PDR gelismesinde rol oynayabileceğini göstermistir.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı
</summary>
<dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
