<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://hdl.handle.net/11446/51">
<title>Anesteziyoloji Ve Reanimasyon Anabilim Dalı</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/51</link>
<description>Anesteziyoloji Ve Reanimasyon Anabilim Dalına ait kolleksiyonları içerir.</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11446/1108"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11446/707"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11446/459"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11446/190"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-18T09:07:44Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/11446/1108">
<title>Zor havayolu senaryosu oluşturulmuş hastalarda klasik®, fleksible® ve proseal® laringeal maskelerin karşılaştırılması</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/1108</link>
<description>Zor havayolu senaryosu oluşturulmuş hastalarda klasik®, fleksible® ve proseal® laringeal maskelerin karşılaştırılması
Yıldız, Ergül
Çalışmamızın amacı; boyunluk takılarak zor hava yolu senaryosu oluşturulan hastalarda supraglottik hava yolu aygıtları olan klasik laringeal maske (LMA), proseal LMA ve fleksible LMA’nın havayolu sağlamadaki performanslarını karşılaştırmaktır.&#13;
Etik kurul onayı ve hasta onamları alınan 18-80 yaş arası, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) I-III grubunda 90 hasta çalışmaya dahil edildi. Randomize olarak hastalar 3 farklı gruba ayrıldı. Birinci gruba proseal laringeal maske (PLMA) (Grup I), ikinci gruba fleksible laringeal maske (FLMA) (Grup II) ve üçüncü gruba klasik laringeal maske (cLMA) hasta kilosuna uygun olarak, üretici firmanın önerileri doğrultusunda standart teknikle yerleştirildi. Zor entübasyon senaryosu boyunluk kullanılarak oluşturuldu. Yerleştirme öncesinde hastaların maksimum ağız açıklığı, tiromental mesafe, sternomental mesafe ve tiroid kıkırdak hizasından boyun çevresi ölçüldü. &#13;
Gruplar arasında demografik veriler bakımından anlamlı bir farklılık yoktu. Yerleştirme süresi, girişim sayısı, yerleştirme kolaylığı, orofaringeal kaf kaçak basıncı, fiberoptik bronkoskop görüntü derecelendirilmesi ve komplikasyonlar her üç grup arasında da benzer bulundu (p&gt;0,05). Her üç cihazın da ilk yerleştirme başarısı yüksekti. &#13;
Sonuç olarak tüm laringeal maske türlerinin zor entübasyon şartlarında benzer klinik performanslara sahip oldukları ortaya konulmuştur. Birinci ve ikinci jenerasyon supraglottik havayolu araçlarının boyun immobilizasyonuna bağlı sınırlı servikal hareketi bulunan hastalarda ilk tercih bakımından birbirlerine üstünlükleri olmadığı sonucuna varılmıştır.; We aimed to compare the clinical performance of the classical LMA, proseal LMA and flexible LMA in patients with simulated difficult airway using a semirigid cervical collar.&#13;
Following the Ethics Committee approval and informed patient consents, aged 18-80 years, ASA I-III ninety patients were included in the study. Patients were randomly allocated to three groups. In Group I PLMA, in Group II FLMA and Group III cLMA were used according to patients age, weight and manifacturer’s instructions. Difficult laryngoscopy was simulated using a semirigid cervical collar. Maximum mouth opening, thyromental distance, sternomental distance and neck circumference from the thyroid cartilage were measured before LMA insertion. &#13;
There was no diffence between groups regarding the demographic data. Insertion time and attempts, ease of insertion, oropharyngeal leak pressure, fiberoptic view grade and rate of complications were similar (p&gt;0,05). Insertion success was high in each group. &#13;
In conclusion, all types of laryngeal masks had similar clinical performance during difficult airway conditions. We concluded that first and second generation supraglottic airway devices have no superiority over one another for patients with limited cervical motion due to neck immobilization.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi.
</description>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/11446/707">
<title>İnfraklaviküler brakial pleksus blokajinda bupivakain-lidokain kombinasyonunun farkli doz ve konsantrasyonlarda karşilaştirilmasi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/707</link>
<description>İnfraklaviküler brakial pleksus blokajinda bupivakain-lidokain kombinasyonunun farkli doz ve konsantrasyonlarda karşilaştirilmasi
Acar - Sevinç, Sultan
Çalışmamızın amacı; infraklaviküler brakial pleksus blokajı ile gerçekleştirilen el cerrahisi operasyonlarında, farklı doz ve konsantrasyonlardaki Bupivakain-Lidokain kombinasyonlarının etkinlik sürelerini saptamak ve ideal ilaç dozunu belirlemektir.&#13;
Etik kurul onayı ve hasta onamlarını takiben hastalar randomize olarak üç gruba ayrıldı (n=20). Birinci gruba 15 ml %0,5 Bupivakain-15 ml %2 Lidokain (Grup I), ikinci gruba 15 ml %0,5 Bupivakain-15 ml %2 Lidokain-30 ml Serum Fizyolojik (Grup II), üçüncü gruba 10 ml %0,5 Bupivakain-10 ml %2 Lidokain- 40 ml serum fizyolojik uygulandı (Grup III). &#13;
Gruplar yaş, ağırlık ve ASA (American Society of Anesthesiologists) skorları, blok sonrası operasyona başlama süresi, cerrahi süre, turnike süresi,  peroperatif ve postoperatif ortalama arter basıncı, kalp tepe atımı ve SpO2 değerleri bakımından benzerdi. Grup I’de duyusal blok başlama süresi grup II ve grup III’den; grup II’de duyusal blok başlama süresi grup III’den; grup I’de motor blok başlama süresi grup II ve grup III’den anlamlı olarak daha uzundu. Grup II ve grup III’de motor blok başlama süresi anlamlı farklılık göstermedi.&#13;
Grup I’de postoperatif duyusal ve motor blok çözülme süreleri grup II ve grup III’den; grup III’de postoperatif duyusal ve motor blok çözülme süreleri grup II’den anlamlı olarak daha kısaydı.  &#13;
Grup I’de ek analjezi ihtiyacı ve VAS [Görsel Analog Skala (Visual Analogue Scale)] skoru grup II ve grup III’den anlamlı olarak daha yüksekti (p &lt; 0,05). Grup II ve grup III’de ek analjezi ihtiyaçları benzerdi (p &gt; 0,05).&#13;
Sonuç olarak lokal anestezik solüsyon hacminin artırılıp konsantrasyonlarının azaltılmasıyla blok başlangıcının hızlandırılabildiği, süresinin uzatılabildiği, postoperatif hastalarda daha düşük VAS skorları ve daha az ek analjezik gereksinimi sağladığı ortaya konulmuştur.; The aim of study is to determine duration of action and ideal dosages of bupivacaine-lidocaine combinations in different concentrations by infraclavicular brachial plexus blockage method at hand operations.  &#13;
Following the ethics committee approval and patient consents, we randomized patients into 3 groups, each consisting of 20 patients and applied 15 ml 0,5% Bupivacaine- 15 ml 2% Lidocaine to the first, 15 ml 0,5% Bupivacaine-15 ml 2% Lidocaine-30 ml salin to the second, 10 ml 0,5% Bupivakain-10 ml 2% Lidocaine- 40 ml salin to the third group. &#13;
Groups were similar according to age, weight, ASA scores, time until operation after block, operation time, perioperative and postoperative mean arterial pressure, heart rates, SpO2 values. Initiation of sensory block time was  statistically longer in group I than the others and in group II according to group III.  Motor block initiation time was statistically longer in group I than the other groups while it was similar between group II and group III. &#13;
Postoperative sensory and motor block performance time is statistically shorter in group I than the other groups and group III according to group II. &#13;
Additional analgesic requirement and VAS (Visual Analogue Scale) scores was statistically higher in group I than group II and group III (p &lt; 0,05). They were similar between group II and group III (p &gt; 0,05). &#13;
As a result, decreasing concentrations of local anesthetics by means of increasing their total solution volume was resulted in faster block initiation, longer block duration with decreased VAS scores and decreased need for analgesics in postoperative patients.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
</description>
<dc:date>2015-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/11446/459">
<title>Posterior füzyon ve enstrümentasyon uygulanan  skolyoz cerrahisinde hedef kontrollü infüzyon ile uygulanan remifentanil ve morfin’in hemodinami, weak up süresi ve postoperatif ağrı üzerine etkilerinin karşılaştırılması</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/459</link>
<description>Posterior füzyon ve enstrümentasyon uygulanan  skolyoz cerrahisinde hedef kontrollü infüzyon ile uygulanan remifentanil ve morfin’in hemodinami, weak up süresi ve postoperatif ağrı üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Eken, Egemen
Bu çalışmada skolyoz cerrahisinde morfin infüzyonunun çeşitli parametreler üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. &#13;
ASA I-II grubu 40 olgu rastgele iki gruba ayrıldı. Anestezi indüksiyonu iki grupta da standart uygulandı. İdamede ise Grup M’de  propofol 50-200 mcq/kg/dk,morfin 0.5-2.5 mcq/kg/dk,Grup R’de propofol 50-200 mcq/kg/dk,remifentanil 0.1-0.3 mcq/kg/dk infüzyonları BİS değeri 40-60 arasında tutulacak ve ortalama arter basıncı 60-70 mmHg olacak şekilde infüzyon dozları ayarlanarak uygulandı. Her iki grupta %50 O2+%50 N2O karışımı ile hastalarda Ppeak&lt;30 mmHg ETCO2 35-40 mmHg arasında tutulmak kaydıyla PCV-VG modunda ventilasyon sağlandı. Olgular wake up test süreleri,wake up testi öncesi ve sonrası sistolik,diastolik,ortalama arter basınçları(SAB,DAB,OAB)kalp atım hızı(KAH) ,postoperatif yan etkiler,ekstübasyon ve yoğun bakımda kalış süreleri,tramadol ve ek hipotansif ajan ihtiyacı,somatosensorial evoked potansiyel(SSEP) verilerinin anestezik ajanlardan etkilenimi ve maliyet kriterleri bakımından değerlendirildi.&#13;
Çalışmamızda gruplar arası karşılaştırmada  wake up testi öncesi ve sonrasında SAB ve KAH grup m’de anlamlı olarak düşük bulunmuştur.Wake up test süresi grup r ‘de anlamlı kısa bulunmuştur. Gruplar arasında yan etki profili açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ekstübasyon süreleri grup r’de anlamlı olarak kısa bulunmuştur. YBÜ’nde kalış süreleri açısından bir fark saptanmamıştır. Postoperatif analjezik ve ek hipotansif ajan ihtiyacı grup r’de anlamlı olarak fazla bulunmuştur. SSEP verilerinden memnuniyetsizlik grup r’de anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Maliyet grup m’de anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur.&#13;
Tüm bu veriler eşliğinde morfin infüzyonunun spinal cerrahide remifentanile alternatif bir ajan olarak kullanılabileceği kanaatine vardık.; This study aimed to investigate the effect of infusion of morphine on various parameters in scoliosis surgery.&#13;
ASA I-II, 40 cases were randomly divided into two groups. Standard induction of anesthesia was performed in both groups. Group M was maintained with propofol 50-200 mcq / kg / min, morphine 0.5-2.5 mcq / kg / min, Group R propofol 50-200 mcq / kg / min, remifentanil 0.1-0.3 mcq / kg / min infusions BIS value of 40-60 and mean arterial blood pressure of 60-70 mmHg held by adjusting the applied doses of the infusion. In both groups, patients with a mixture of 50% O2, 50% N2O Ppeak &lt;30 mmHg, 35-40 mmHg ETCO2 PCV-VG mode of ventilation provided shall be kept. Patients were tested time to wake up, wake up test before and after systolic, diastolic and mean arterial pressure (SAP, DAP, MAP), heart rate (HR), postoperative side effects, extubation and length of stay in the intensive care unit, tramadol and needs additional hypotensive agent, somatosensory evoked potential (SSEP) data were evaluated in terms of anesthetic agents, exposure and cost criteria.&#13;
In our study, the comparison between the groups before and after wake up test, SBP and HR was significantly lower in group m. Wake up test time was significantly shorter in group r. There was no significant difference between the groups in terms of side-effect profile. Extubation time was significantly shorter in group r. There was no difference in length of stay in the ICU. Postoperative analgesics and addition hypotensive agent need were significantly higher in group r. Dissatisfaction of SSEP data was significantly higher in the group of r. Cost was found to be significantly lower in group m.&#13;
With all of this data; infusion of morphine can be used as an agent of alternative to remifentanil in spinal surgery
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
</description>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/11446/190">
<title>Nöromusküler blok derlenme dönemi monitörizasyonunda akseleromiyografi ve kinemiyografi yöntemlerinin karşılaştırılması</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/190</link>
<description>Nöromusküler blok derlenme dönemi monitörizasyonunda akseleromiyografi ve kinemiyografi yöntemlerinin karşılaştırılması
Ezer, Fatoş
Genel anestezi uygulamasında, entübasyon ve kas gevşemesi amacıyla nöromusküler bloker ilaçlar (kas gevşeticiler) kullanılmaktadır. Geleneksel olarak, anestezi sırası ve sonrasındaki nöromusküler blok derecesi sadece klinik kriterlerle değerlendirilmekte, entübasyon ya da ekstübasyon kararı anesteziyologların subjektif gözlemlerine göre verilmektedir. Nöromusküler bloker uygulamasından sonra oluşan postoperatif rezidüel kürarizasyon morbidite ve mortaliteyi arttıran önemli bir faktördür. Rezidüel bloğu tespit etmede önerilen tek objektif yöntem nöromusküler iletinin niceliksel ölçümüdür.17-19 Çalışmamızda nöromüsküler monitörizasyonda en sık kullanılan yöntem olan akseleromiyografi yöntemi ile kinemiyografi yöntemini derlenme parametrelerinin uyumu yönünden karşılaştırdık. &#13;
Çalışmamız Etik Kurul onayı ve hasta bilgilendirilmiş onamı alındıktan sonra 19-65 yaş arası ASA I-II sınıfına uyan, genel anestezi altında her iki kolu açık olarak elektif cerrahi planlanan 46 hasta üzerinde gerçekleştirildi. Ancak ameliyat sırasında ek kürar ihtiyacı ya da ameliyat bitiminde dekürarizasyon ihtiyacı doğan hastalarla, kayıt sırasında her iki yöntemden birinde ya da her ikisinde artefakt gelişmesi nedeniyle değerlendirmeye alınmayan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Çalışmamız 17 hastaya ait verilerle değerlendirmeye alındı.&#13;
Hastalar ameliyathaneye alındıklarında elektrokardiyografi, oksijen satürasyonu ve noninvazif kan basıncı monitörize edildi. Nöromusküler bilgilendirilmiş onamı alındıktan sonra 19-65 yaş arası ASA I-II sınıfına uyan, genel anestezi altında her iki kolu açık olarak elektif cerrahi planlanan 46 hasta üzerinde gerçekleştirildi. Ancak ameliyat sırasında ek kürar ihtiyacı ya da ameliyat bitiminde dekürarizasyon ihtiyacı doğan hastalarla, kayıt sırasında her iki yöntemden birinde ya da her ikisinde artefakt gelişmesi nedeniyle değerlendirmeye alınmayan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Çalışmamız 17 hastaya ait verilerle değerlendirmeye monitörizasyon için hastaların sol koluna akseleromiyografi yöntemini kullanan (TOF-SX, Organon), sağ koluna ise kinemiyografi yöntemini kullanan (Datex NMT, GE) düzenek kuruldu.&#13;
Anestezi indüksiyonu midazolam, fentanil ve propofol ile gerçekleştirildi. Kirpik refleksi kaybı sonrası hastalar %100 O2 ile maske ile ventile edilirken nöromusküler monitörler kalibre edilerek tekli uyarı (Single-Twitch) paterni ile monitörizasyona ve veri kaydına başlandı. Nöromusküler monitörizasyon altında roküronyum 0.6 mg/kg 5 saniye içinde uygulandı. Roküronyum uygulaması sonunda T1/T0 oranı %5’e düşünce hastalar orotrakeal entübe edildi. Entübasyon sonrası nöromusküler monitörizasyon takibinde 15 saniyede bir dörtlü uyarı (TOF) paternine geçilerek veri kaydına devam edildi. Tüm veriler Microsoft Excel hesap tablosu ile bilgisayar ortamına aktarıldı ve nöromusküler derlenme parametreleri olan TOF 25, TOF 50, TOF 75, TOF 90 ile derlenme indeksi (TOF25-75) süreleri kaydedildi. &#13;
Veriler istatistiksel analiz için, yöntemlerin karşılaştırılması ve diğerlerine benzerlikleri regresyon analizi temelli Bland Altman yöntemi ile değerlendirildi.&#13;
Sonuç olarak çalışmamızda akseleromiyografi ve kinemiyografi nöromusküler monitörizasyon yöntemlerinin derlenme parametreleri yönünden uyumlu olduğu saptandı. Klinik uygulamada genel anesteziden derlenme sırasında akseleromiyografi yöntemi kullanıldığı gibi kinemiyografi yönteminin de derlenmenin takibi ve postoperatif rezidüel kürarizasyonun önlenmesinde güvenle kullanılabileceği sonucuna varıldı.; In general anesthesia neuromuscular blocking agents are used for the purpose of intubation and muscle relaxation. Traditionally, the degree of neuromuscular block during and after anesthesia is assessed by clinical criteria only and intubation or extubation decision is given by anesthesiologists subjective observations. Postoperative residual curarization after administration of neuromuscular blocking drugs is a very important factor in increasing morbidity and mortality. The only proposed objective method for detecting residual neuromuscular block is quantitative neuromuscular monitoring.17-19 In our study, we compared acceleromyography, the most commonly used method of neuromuscular monitoring, with kinemyography for the recovery parameters of anesthesia.&#13;
After approval of our institutional ethics committee and obtaining written consent, 46 ASA status I and II patients aged 19-65, scheduled for elective surgery under general anesthesia with both arms open were studied. The patients in whom prolonged surgery necessitated additional dose of neuromuscular blockers or delayed spontaneous recovery indicated use of reversal agents and in whom either acceleromyographic, kinemyographic, or both methods of data acqusition was defective were excluded.&#13;
After admission to the operating room each patient was monitored with EKG, SpO2 and NIBP. After standardized induction using midazolam, fentanyl and propofol, the method of acceleromyography (TOF-SX, Organon) was set up to the left arm and the method of kinemyography (Datex NMT, GE) was set up to the rigt arm of patients for neuromuscular monitoring.&#13;
Rocuronium 0.6 mg/kg was administered under single twitch pattern of neuromuscular monitoring. After attaining 95% twitch depression (T1/T0 5%) the patients were intubated. After intubation neuromuscular monitoring continued with train of four (TOF) pattern every 15 seconds and the times for TOF neuromuscular recovery parameters of TOF 25, TOF 50, TOF 75, TOF 90 and TOF recovery index (TOF25-75) were recorded. All data were statistically analyzed utilizing Bland Altman method which is based on regression analysis for comparing similarities.&#13;
In our study we concluded that the methods of acceleromyography and kinemyography for neuromuscular monitoring are interchangeable for the recovery parameters of neuromuscular block. We believe that in addition to acceleromyography, kinemyography can also be safely used to determine postoperative residual curarization.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
</description>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
