<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Tansplantasyon Dergisi Cilt 1 Sayı 2</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/1126</link>
<description>İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Transplantasyon Dergisi koleksiyonu1. cilt 2. sayısı bu başlık altında listelenir</description>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 09:04:45 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-18T09:04:45Z</dc:date>
<item>
<title>Pankreas nakli</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/1134</link>
<description>Pankreas nakli
Güçlü, Feyzullah; Taşkıran, Emin
Tip 1 diyabetes mellitus patofizyolojisinde insülin sekrete eden beta hücrelerde tahribat ve lenfosit infiltrasyonu görülmektedir. Bunun sonucunda, azalan insülin sekresyonuna bağlı olarak kan şekeri düzeyini kontrol etmek zordur. 1966’da, Minnesota Üniversitesinde W.D. Kelly pankreas nakli ile tip 1 diyabetik bir hastada başarı sağlamıştır. Aynı üniversitede, 1978’de uygulama prosedürleri belirlenmiştir. 1980’de yeni cerrahi tekniklerin ve immünosüpresif tedavinin gerekliliği keşfedilmiştir. Son yıllarda, pankreas nakli prognozu daha iyidir ve uzun dönemli risklerde azalma görülmektedir. Nakilden bir yıl sonra, olguların %95’i sağ kalmakta ve pankreas fonksiyonlarının %80-85’i korunmaktadır.; Destruction and lymphocyte infiltration of insulin secreting beta cells are observed in the pathogenesis of type 1 diabetes mellitus. As a result of this, it is challenging to control blood glucose level due to decreased insulin secretion. In 1966, W.D. Kelly achieved success in a type 1 diabetic patient with pancreas transplantation at Minnesota University. At the same university, application procedures were determined in 1978. In 1980, the requirement of new surgical techniques and immunosuppressive therapy was discovered. In recent years, prognosis of pancreas transplantation has improved and a decrease in long-term risks is observed. One year after transplantation, 95% of cases survive and 80% to 85% of pancreatic functions are preserved.
İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11446/1134</guid>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Kronik böbrek hastalığında böbrek naklinin rolü ve böbrek naklinde canlı verici adayının değerlendirilmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/1133</link>
<description>Kronik böbrek hastalığında böbrek naklinin rolü ve böbrek naklinde canlı verici adayının değerlendirilmesi
Yıldırım, Mustafa; Taşkıran, Emin; Erbaş, Oytun; Akar, Harun
Kronik böbrek hastalığı (KBH) temelde yatan böbrek hastalığının nedeninden bağımsız olarak üç aydan uzun süren objektif böbrek hasarı veya glomerüler filtrasyon hızının (GFH) azalması durumu olarak tanımlanmaktadır. Türk Nefroloji Derneği (TND) tarafından ülkemizde yapılan “Chronic Renal Disease In Turkey” (CREDIT) çalışmasına göre genel yetişkin nüfusta KBH yaygınlığı %15.7 olarak saptanmıştır. Glomerüler filtrasyon hızında azalma evre 3 ve 4’e ilerlerse KBH’nin laboratuvar ve klinik komplikasyonları daha sık tespit edilir. En sık gözlenen komplikasyonlar; anemi, malnutrisyon, kalsiyum ve fosfor metabolizması bozuklukları, sodyum, potasyum ve asit-baz dengesi bozukluklarıdır. Hasta evre 5 KBH’ye ilerler ise üremi nedeniyle oluşan ve yaşamı tehdit eden klinik bulgulardan korunmak için diyaliz veya nakil gibi renal replasman tedavisine başlanmalıdır. Türk Nefroloji Derneği verilerine göre 2014 yılında Türkiye’de 2924 böbrek nakli yapılmıştır. Böbrek nakli donör kaynağına göre sınıflandırıldığında 2298’i (%78.59) canlı vericiden, 626’sı (%21.41) kadavradan yapılmıştır. Toplam sayı istenilen sayının çok altındadır.; Chronic renal disease (CRD) is defined as objective renal damage for a period of more than three months or decrease in glomerular filtration rate  (GFR) independent of the underlying cause of the renal disease. According to “Chronic Renal Disease In Turkey” (CREDIT) study conducted in Turkey by Turkish Society of Nephrology (TSN), CRD prevalence was determined as 15.7% among general adult population. If GFR reduction becomes prominent in stage 3 or 4 renal disease, laboratory and clinic complications of CRD are detected more often. The most frequently seen complications are anemia, malnutrition, calcium and phosphorus metabolism disorders, sodium, potassium and acid-base balance disorders. When the disease progressed to stage 5 CRD, renal replacement therapy like dialysis or transplantation should be initiated in order to avoid life-threatening clinical manifestations due to uremia. According to the Turkish Nephrology Association data, 2924 renal transplantations were performed in 2014 in Turkey. When transplanted kidney is classified according to donor source, 2298 of them (78.59%) were taken from a living donor and 626 (21.41%) of them were taken from cadaver. Total number of transplantations is far below than the desired number.
İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi; İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11446/1133</guid>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Kök hücreler; mezenkimal kök hücreler ve güncel klinik uygulamaları</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/1132</link>
<description>Kök hücreler; mezenkimal kök hücreler ve güncel klinik uygulamaları
Tekeli, Senem; Arısu Naghavi, Esra; Gökçe, Burak; Sır, Gözde; Yiğittürk, Gürkan; Çavuşoğlu, Türker; Uyanıkgil, Yiğit
Kök hücreler; kendilerini yenileyebilme, sınırsız çoğalabilme, kendilerinden başka hücrelere farklılaşabilme, hasarlı dokuya verildiğinde hasarlı yapıyı onarabilme özellikleri ile tanımlanan hücre tipidir. Kök hücreler bol miktarda bulunmaları, kolay elde edilebilmeleri, birçok hücre tipine farklılaşarak çoğalabilmeleri, alıcılara güvenli ve etkin bir şekilde nakledilebilmeleri nedeniyle rejeneratif tıp uygulamalarında tercih edilmektedir. Bu derlemede, klinikte uygulamaları bulunan ve en önemli kök hücre kaynaklarından biri olan mezenkimal kök hücreler tanıtılacak, klinikteki kullanım alanları ve çalışmalardan örnekler verilecektir.; Stem cells are defined as a type of cell that have the features of self-renewal, unlimited proliferation capacity, potential of differentiation into other cell types and ability to repair damaged structure when given to damaged tissue. Stem cells are preferred for regenerative medical applications because of their abundance, being easily obtained, ability to proliferate by differentiating into many cell types and being transplantable safely and effectively to recipients. In this review, we introduce mesenchymal stem cells as one of the most important sources of stem cells that have clinical applications and give examples of their usage areas in the clinic and of studies.
Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü; Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi; Ege Üniversitesi, Fen Fakültesi; Ege Üniversitesi, Kordon Kanı, Hücre-Doku Uygulama ve Araştırma Merkezi
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11446/1132</guid>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Kordon kanı kök hücreleri ve klinik kullanımı</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/1131</link>
<description>Kordon kanı kök hücreleri ve klinik kullanımı
Sir, Gözde; Tekeli, Senem; Yıldırım Kürekçi, Şebnem; Arısu Naghavi, Esra; Çavuşoğlu, Türker; Uyanıkgil, Yiğit
Gebelik boyunca anne ve fetüs arasındaki bağlantıyı sağlayan, bebeğin beslenmesini ve oksijen ihtiyacını karşılayan göbek kordonunda bulunan kana kordon kanı denir. Doğum sonrası genellikle atılan göbek kordon kanı oldukça zengin bir kök hücre kaynağıdır ve toplanmasının anneye ve bebeğe hiçbir zararı bulunmamaktadır. Bu bağlamda kemik iliğine alternatif olan kordon kanının, bebeğin immün sisteminin gelişmemiş olması nedeniyle nakil sonrası graft versus host hastalığı görülme riskinin düşük olması gibi bir avantajı bulunmaktadır. İnvaziv olmayan yöntemle toplanması herhangi bir bulaş ihtimalini de ortadan kaldırmaktadır. Allojenik ve otolog olarak kullanılmasının yanında en büyük dezavantajı hücre sayısının yetişkinlerde yetersiz kalıyor olmasıdır. Günümüzde ağırlıklı olarak hematolojik hastalıklarda kullanılmakla birlikte kalp, kemik, kıkırdak, kas, nörolojik rahatsızlıkların tedavisinde ve ayrıca immünmodülatör olarak da kullanılmaktadır.; Umbilical cord blood is the blood that provides the connection between mother and fetus in order to supply necessary nutrition and oxygen during pregnancy. Discarded umbilical cord usually right after the delivery is a very rich source of stem cells and there is no harm for the mother and the baby to collect it. In this regard, the use of umbilical cord blood, as an alternative to bone marrow, has advantages such as the low risk of graft versus host disease seen after transplantation because of undeveloped immune system of the baby. Noninvasive collection method also eliminates any risk of infection during collection. Besides being used as allogeneic and autologous, its biggest disadvantage is that the number of cells is insufficient for adults. Although being used mainly in hematological disorders, umbilical cord blood is also used in hearth, bone, cartilage, muscle and in the treatment of neurologic disorders as well as immunomodulator.
Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü; Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi; Ege Üniversitesi, Kordon Kanı, Hücre-Doku Uygulama ve Araştırma Merkezi
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11446/1131</guid>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
