<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Nöroloji Anabilim Dalı</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/56</link>
<description>Nöroloji Anabilim Dalına ait koleksiyonları içerir.</description>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 09:01:20 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-18T09:01:20Z</dc:date>
<item>
<title>Nöromiyelitis optika hastalarinda kognitif  fonksiyonlarin değerlendirilmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/788</link>
<description>Nöromiyelitis optika hastalarinda kognitif  fonksiyonlarin değerlendirilmesi
Yabalak, Ahmet
Amaç: Nöromiyelitis optika; optik nörit ve LETM ile karakterize merkezi sinir sisteminin inflamatuar bir hastalığıdır. Kognitif fonksiyon bozukluğu, hastalığın yarattığı fiziksel özürlülükten bağımsız olarak günlük yaşam aktivitelerini, sosyal yaşamı ve iş verimini etkileyen önemli bir unsurdur. NMO hastalarında kognisyonu değerlendirmek üzere yapılan az sayıda çalışma mevcuttur. Bu nedenle Türk NMO hastalarında BRB-N, BDE ve ACE-R testleri ile kognitif durum tayini yaparak; kognitif bozukluğun sıklığı ve kognitif fonksiyon bozukluğu ile ilişkili olabilecek etkenlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.&#13;
Materyal ve metod: NMO tanısıyla İstanbul Bilim Üniversitesi Nöroloji Polikliniğinden takipli; takipleri sırasında BRB-N, ACE-R ve BDE testleri yapılmış olan; çalışma kriterlerine uygun 22 olgunun dosyaları etik kurul onayı alındıktan sonra retrospektif olarak değerlendirilmiştir. BRB-N testinde en az iki alt testte normatif verilere göre 5. persantilin altında olan olgularda kognitif fonksiyon bozukluğu olduğu, diğer olgularda olmadığı kabul edilmiş ve KFB sıklığı saptanmıştır. KFB olan ve olmayan gruplar yaş, cinsiyet, hastalık düzeyi, eğitim düzeyi, NMO Ig G sonucu, EDSS skoru, kranyal MRG'de lezyon olup olmamasına göre karşılaştırılmıştır. Hastaların demografik, klinik ve radyolojik verilerinin depresyonla ilişkisi değerlendirilmiştir. ACE-R testinin skorları incelenerek NMO hastalarında ACE-R testinin KFB saptamada duyarlılığı ve özgüllüğü değerlendirilmiştir. Çalışmamızda elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 20.0 programı ile değerlendirilmiş; tüm istatistikler için anlamlılık düzeyi p≤0.05 olarak kabul edilmiştir.; Purpose: Neuromyelitis optica is an inflammatory disease of the central nervous system which is characterized by optic neuritis and LETM. Cognitive function impairment is an important component that has effects on social life, daily life activities and working effectivity regardless of physical disability. There are few studies on cognitive impairment in NMO patients. The purpose of this study is to assess the factors that may be related with the frequency and level of cognitive function impairment bu performing cognitive function tests like BRB-N, BDI and ACE-R in Turkish NMO patients. &#13;
Material and methods: The files of 22 patients who are followed in Istanbul Bilim University neurology polyclinic with NMO suitable for study criteria and has had BDI, BRB-N and ACE-R tests while being followed are evaluated retrospectively after ethical council approval. The cases who are under 5 percentile in the normal values of BRB-N test were diagnosed with cognitive impairment, other cases were taken as not impaired and by this process, the frequency of cognitive impairment is obtained. The groups with and without cognitive impairment were compared according to age, sex, level of disease, level of education, pathologic findings on cranial MRI, NMO Ig existence and EDSS score. The relation of the clinical, radiological and demographic values and patients' depression level was evaluated. The specificity and sensitivity of ACE-R test on detecting cognitive impairment were assessed through ACE-R test results. Results in our study were evaluated with SPSS 20 statistics program and all statistic results with a p less than 0,05 were taken as significant.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2015 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11446/788</guid>
<dc:date>2015-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Behçet ve multipl skleroz hastalıklarında huzursuz bacaklar sendromu: sıklık, ilişkili olduğu durumlar, klinik özellikler</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/701</link>
<description>Behçet ve multipl skleroz hastalıklarında huzursuz bacaklar sendromu: sıklık, ilişkili olduğu durumlar, klinik özellikler
Önalan, Ayşenur
Huzursuz bacaklar sendromu (HBS); bacaklarda dayanılmaz hareket ettirme dürtüsü ile karakterize, akşam ve gece saatlerinde istirahat etmekle kötüleşen sensörimotor bir hastalıktır. Hastalığın tanısını koyacak herhangi bir tetkik olmayıp klinisyenin değerlendirmesi ve geliştirilen tanı ölçütlerine göre konulmaktadır. Bu çalışmada Behçet Hastalığı (BH), Nöro-Behçet sendromu ve Multipl Sklerozda (MS) HBS sıklığı ve özellikleri araştırılmıştır.&#13;
Poliklinikten takipli 96 BH (yaş ortalaması 39,9±11,8; 51’i erkek), 97 MS (yaş ortalaması 34,97±4,1; 24’ü erkek) hastası ardışık olarak onamları alındıktan sonra çalışmaya alındı. Bu iki gruba benzer yaş ve cins dağılımı gösteren, bilinen periferik ve santral sinir sistemi hastalığı olmayan 100 kişiyle (yaş ortalaması 36,18±11,10; 46’sı erkek) kontrol grubu oluşturuldu. Demografik bilgiler, öz ve soygeçmiş özellikleri sorgunlandı, nörolojik muayeneleri yapıldı, HBS tanı kriterleri sorgulandı. HBS’si olanlarda HBS’nin özellikleri ve şiddeti değerlendirildi. BH ve MS hastaların klinik ve görüntüleme bulguları dosyalarından derlendi. HBS, en sık MS grubunda (%22,8) ve Nöro-Behçet (%22) gruplarında olup kontrol grubuyla (%10) kıyaslandığında anlamlı fark bulundu (sırayla p değerleri 0,004 ve 0,029). Nöro-Behçet’i olmayan BH’larda ise HBS oranı (%10,9) kontrol grubundakine yakındı. Özürlülüğü daha az olan MS hasta grubunda HBS daha sıktı. Demir eksikliği anemisi MS grubunda en sık (p=0,008) olmakla birlikte bu grupta HBS ile korelasyonu yoktu. Behçet hastalarında ise HBS ile demir eksikliği anemisi arasındaki korelasyon anlamlı düzeydeydi (p=0,004). HBS semptomları MS grubunda en ağırdı. MS grubunda uyku bozukluğu daha fazla ve bu hastaların uykuya dalma süreleri daha uzundu. Stres tüm gruplarda HBS’yi arttıran faktör olmakla birlikte MS grubunda en fazlaydı (p=0,011). Hem MS hem de Nöro-Behçet grubunda MR lezyonlarının dağılımı ile HBS arasında anlamlı korelasyon saptanmamıştır. &#13;
Her tür nöropati, miyelinopati ve Parkinson Hastalağı başta olmak üzere HBS’nin periferik ve santral sinir sistemini etkileyen hastalıklara eşlik edebileceği bilinmektedir. Bu çalışmada MS ve Nöro-Behçet Sendromunun da HBS için hem bir risk faktörü oluşturduğu hem de semptomların daha ağır seyretmesine neden olduğu gösterilmiştir.; The restless legs syndrome is a sensorimotor disorder characterized by irresistible urge to move one’s legs, which further deteriorates at night and the evening hours during rest. There is no testing method to diagnose this condition, and the diagnosis is based on assessment of the clinician and use of diagnostic criteria. The present study investigated the prevalence and characteristics of RLS in patients with Behcet’s Disease (BD), Neuro-Behcet’s Disease, and Multiple Sclerosis (MS).&#13;
A total of 96 consecutive patients with BD (mean age 39.9±11.8; 51 males) and 97 patients with MS (mean age 34.97±4.1; 24 males) followed in the outpatient clinic were included in the study after an informed consent was obtained from the patients. Age- and gender-matched 100 subjects without a known peripheral or central nervous system disorder were included in the control group (the mean age was 36.18±11.10; 46 males). Demographic features, past medical history of family history were questioned, and all patients underwent neurological examination. The patients were evaluated for the presence of diagnostic criteria for RLS. The characteristics and the severity of RLS were evaluated in patients with RLS. The clinical and radiological findings of patients with BD and MS were retrieved from the medical charts. RLS was most prevalent in MS (22.8%) and Neuro-Behcet (22%) groups compared to the control group (10%) (p = 0.004 and 0.029, respectively). The prevalence of RLS in patients with BD without Neuro-Behcet’s disease was close to the prevalence in the control group (10.9%). The prevalence of RLS was higher in patients with MS, which is associated with less disability. Although iron deficiency anemia was the most prevalent in the MS group (p=0.008), there was no correlation with RLS in this group. In patients with Behcet’s disease, there was a significant correlation between iron deficiency anemia and RLS (p=0.004). The most severe RLS symptoms were observed in the MS group. The rate of sleep disorders was higher and the sleep onset latency was longer in the MS group. Although stress appeared to be a factor worsening RLS in all groups, the prevalence was higher in the MS group (p=0.011). There was no correlation between the distribution of MR lesions and RLS in both MS and Neuro-Behcet groups. &#13;
It is well established that RLS can accompany disorders affecting peripheral and central nervous system such as all types of neuropathy, myelinopathy, and Parkinson’s disease. The present study showed that MS and Neuro-Behcet’s disease are a risk factors for RLS, and these conditions are associated with more severe symptoms.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2015 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11446/701</guid>
<dc:date>2015-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Nörosifiliz hastalarinin klinik özellikleri</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/373</link>
<description>Nörosifiliz hastalarinin klinik özellikleri
Altınkaya, Ayça
Sifiliz Treponema Pallidum’ un neden olduğu kronik bir enfeksiyondur. Cinsel yolla veya anneden çocuğa bulaşır. Penisilin tedavisi ile beraber nörosifiliz sıklığı azalmasına rağmen, günümüzde HIV enfeksiyonu ile beraber sıklığında artış görülmektedir. 19 NS hastasının dosyaları retrospektif olarak incelendi. Hastaların çalışmaya dahil edilme kriterleri; beyin omirilik sıvısı (BOS) VDRL pozitifliği, BOS lökosit değerinin 10/ mm3, BOS protein değerinin 50 mg/dl' nin üzerinde olması idi. Hastaların ortalama yaşı, hastalığın başlangıç yaşı, hastaneye ilk yaşı, hastalık süresi, cinsiyeti, eğitim durumu, nöropsikoloji ve kranyal manyetik rezonans (MR) bulguları değerlendirildi. Çalışma grubunda 19 nörosifiliz hastası mevcuttu. Olguların hepsi erkekti. NS grubunda ortalama başlangıç yaşı ve ortalama izlem süresi 48 ve 2,12 yıldı. Hastaların başvuru yaşları ortalaması 48(8,74) yıldı. Yaş dağılımında minimum 35 ve maksimum 72 idi. Çalışma grubunun ortalama eğitim süresi&#13;
5,22(1,2) .Başvuruya kadar geçen süre minimum 1 ay maksimum 4 yıldı. Ortalama 2,12; standart sapma 2,10 yıldı. Hastalık süresi ortalama 2,12(2.10) yıldı. Hastaların klinik değerlendirmeleri sırasındaki ortalama MMSE skoru 14,4(8,6). Değerlendirme sırasındaki ortalama CDR (Clinical Dementia Rating) skoru 2,38(1.1) idi.&#13;
NS olgularının kendilerine özgü klinik ve radyolojik bulguları vardır. Erken başlangıçlı demans olgularında NS akılda bulundurulmalıdır.; Neurosyphilis is a treatable cause of dementia. We retrospectively investigated the clinical, cognitive and radiological features of patients with general paresis of the insane (GPI). GPI patients were carefully selected according to the following criteria: (1) a reactive CSF Venereal Disease Research Laboratory test; (2) the Treponema pallidum particle agglutination test and rapid plasma regain test of the se rum and CSF were positive; (3) white cell counts in CSF of ≥10/ mm3 , and protein levels of &gt;500 mg/l. Cognitive assessment was performed 4 weeks after the largest dose of penicillin was administered by intravenous injection. There were 19 neurosyphilis patients. All patients were males. Mean clinical presentation and follow-up duration were 48 ve 2,12 years respectively. Mean admission age was 48(8,74) years. Mean education level was 5,22(1,2) years. Mean was 2,12(2,10) years. Mean MMSE and CDR scores were 14,4(8,6) and 2,38(1.1) respectively. GPI patients have their own unique clinical and radiological findings. GPI in patients with early-onset dementia should be kept in mind.
26.06.2017 tarihine kadar kullanımı yazar tarafından kısıtlanmıştır.; İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2014 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11446/373</guid>
<dc:date>2014-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Akut iskemik  inmede diffuzyon Mr enfarkt hacimleri, damar okluzyonu ve nıhss skoru  (natıonal institutes of health stroke scale scores) ile tutulan hemisfer arasındaki ilişki</title>
<link>http://hdl.handle.net/11446/187</link>
<description>Akut iskemik  inmede diffuzyon Mr enfarkt hacimleri, damar okluzyonu ve nıhss skoru  (natıonal institutes of health stroke scale scores) ile tutulan hemisfer arasındaki ilişki
Ögün, Muhammed Nur
Giriş: Ulusal İnme Sağlık Ölçeği Skalası (NIHSS) akut iskemik inmenin şiddetini belirlemede kullanılır. Ancak dil fonksiyonu gibi sol hemisfer fonksiyonlarının, ihmal gibi sağ hemisfer fonksiyonlarına göre daha yüksek NIHSS skoru teşkil ettiği bilinmektedir. Bu durum sağ hemisfer inmeli düşük NIHSS skorlu hastaların tedaviden dışlanmasına sebep olabilir. Yüksek NIHSS skoru genellikle intrakranyal arter okluzyonu ile ilişkilidir, ancak tutulan hemisferin (Sağ ya da sol hemisfer inmesi) damar okluzyonunu ön gördüren NIHSS skoruna etkisi bilinmemektedir. Çalışmamızda inmenin ilk 12 saatinde başvuran hastaların NIHSS skoru ve arteriyel okluzyon varlığı değerlendirildi. Bu çalışmanın amacı akut intrakranyal MR anjiografi  ile belirlenen damar okluzyonunun, NIHSS skoru ile ilişkisinin sağ ve sol taraflı inmeli hastalar arasında farklı olup olmadığının araştırmaktır. Çalışmanın diğer bir amacı NIHSS skoru ile DWI lezyon hacmi arasındaki ilişkinin sağ  ve sol taraflı inmesi olan hastalarda farklı olduğunu teyit etmektir.&#13;
&#13;
&#13;
Materyal ve metod:  Bu çalışma, 2006-2009 yılları arasında Florence Nigtingale İnme Merkezi’ne inme başlangıcından 12 saat içinde başvuran ve DWI MR ve İntrakranyal MR anjiografi yapılmış olan 139 hastanın verilerinden retrospektif olarak yapıldı. NIHSS skoru görüntülemenin hemen öncesinde bir Nöroloji hekimi tarafından kaydedildi. MR lezyonlarının volümetrik analizi ve İntrakranyal MR anjiografi incelemeleri hastaların klinik verilerinden habersiz bir Nörolog ve Nöroradyolog tarafından yapıldı.&#13;
&#13;
Bulgular: Mean (± SD) NIHSS skoru 9,7 ± 6,7 idi. ROC Eğrisi ile arter tıkanıklığını ön gördüren NIHSS Cut-Off değeri sağ ve sol taraflı inme arasında hastalarda benzerdi. Sol taraf inmeli  hastalarda  damar okluzyonunu ön gördüren Cut-off noktası 8  (duyarlılık % 83, özgüllük % 84) idi. Sağ taraf inmeli  hastalarda  damar okluzyonunu ön gördüren Cut-off noktası 9  (Duyarlılık % 72, özgüllük % 72) idi .Akut NIHSS skoru ve akut DWI lezyon hacimleri (r = 0.44 sağ, r = 0.68 sol) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. NIHSS skorları 0 ile 5 arasında  olan hastalar için, sağ serebral lezyonların DWI hacmi, sol taraf inmeli hastalara (P = 0.002 hacmi,mean DWI hacmi solda 2,8 cm3, sağda  13,2 cm3 idi) göre daha fazlaydı.&#13;
&#13;
Sonuç:  Sağ taraflı inme geçiren hastalarda önemli DWI lezyon hacmi rağmen düşük NIHSS puanı olabilir. Arter tıkanıklığını ön gördürmede  NIHSS skorunun Cut-Off değeri sağ ve sol taraflı (Sağ 9,  Sol 8) inme arasında hastalarda benzerdi. Tüm grup göz önüne alındığında arteriyel okluzyonu ön gördüren NIHSS skoru 8 düzeyinde saptandı.; Background and Purpose: The NIH Stroke Scale (NIHSS) is used to assess acute ischemic stroke severity and outcome, however, it can award more points for tests of presumed left-hemisphere function, such as language, than for tests of right-hemisphere function, such as neglect. This difference may be important if a low NIHSS score is used to exclude patients with right-hemisphere stroke from clinical trials or established treatments. High NIHSS scores are usually associated with arterial occlusion but it is unknown what the effect of side of stroke lesion to clinical evaluation in this association is. We tested the NIHSS scores as an instrument to determine arterial occlusion within 12 hours of stroke onset.  The aim of this study was to investigate whether the relationship between acute NIHSS score and arteral occlusion as determined by acute MR angiography differs between right- and left-sided stroke and the other aim was to confirm the relationship between acute NIHSS score and acute stroke volume as determined by acute diffusion -weighted MRI differs between right- and left-sided stroke.&#13;
Methods: This was a retrospective study of 139 patients with acute stroke seen at Florence Nightingale Stroke Center who underwent an MRI (DWI, PWI and MRA) examination and NIHSS within 12 hours of stroke onset. NIHSS score was recorded prospectively by the admitting stroke fellow at the time of acute presentation, immediately preceding imaging. Computerized volumetric analysis of the MRI lesions, intracranial MR anjiography  evaluation was performed by investigators blinded to clinical data. &#13;
Results: Mean (±SD) NIHSS score was 9,7 ± 6,7 Receiver operating characteristic curves showed that the validity of NIHSS in predicting arterial occlusion was smilar in patients between left and right-sided stroke. The best cut-off point in patients evaluated with left-sided stroke was an NIHSS of  8 (83 % sensitivity, specificity 84 %), while in patients evaluated after with right-sided stroke best cut-off point was 9 (sensitivity 72 %, specificity 72 %). There were significant correlations between the acute NIHSS scores and acute DWI lesion volumes (r=0.44 right, r=0.68 left). For patients with NIHSS scores of 0 to 5, the DWI volume of right cerebral lesions was greater than that of left-sided lesions (mean volume, 2,8 versus 13,2 cm3; P=0.002). &#13;
Conclusions: Patients with right-sided stroke may have a low NIHSS score despite substantial DWI lesion volume. And the validity of NIHSS in predicting arterial occlusion was smilar in patients between left and right-sided (Right 9 , Left 8) stroke.  An NIHSS score of 8 seems to represent the cut-off for discriminating between patients with arterial occlusion and patients without.
İstanbul Bilim Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11446/187</guid>
<dc:date>2012-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
